İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı’ndan notlar

İYİ Parti’nin 4. Olağan Kurultayı, Büyük Ankara Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

PARTİ KONGRELERİ NASIL OKUNMALI?

Siyasette kongreler, yalnızca takvimde yer alan rutin etkinlikler değildir. Bu toplantılar; bir partinin nabzının tutulduğu, gücünün ölçüldüğü ve geleceğe dair yönünün okunduğu en önemli siyasi göstergelerdir. Doğru okuyan kazanır, yüzeysel bakan yanılır.

Kalabalığa Değil, Kalabalığın Kaynağına Bakılmalı

Bir salonun dolu olması tek başına anlam ifade etmez. Asıl soru şudur:

O kalabalık kimlerden oluşuyor?

Gençlik ve kadın kolları sahada mıydı, yoksa sadece listede mi vardı?

Gerçek güç; zor şartlarda, ulaşım sıkıntısına rağmen, gönüllü gelen kalabalıkta gizlidir.

Salon İçinden Çok Salon Dışı Okunmalı

Tecrübeli bir gazeteci bilir ki; kongrelerin asıl hikâyesi kürsüde değil, koridorda ve dışarıda yazılır.

Salona giremeyenlerin tepkisi, dışarıdaki coşku ya da kırgınlık, partinin sahadaki gerçek karşılığını gösterir. Salon içi disiplinli olabilir; ama salon dışı samimidir.

Alkışın Kime ve Ne Zaman Geldiği Önemlidir. Her alkış aynı değildir. Kimi alkış nezakettendir, kimi alışkanlıktan, kimi de içten gelir. Hangi cümle alkış aldı? Kim konuşurken salon ayağa kalktı? Kim konuşurken salon sustu? Bunlar, parti içi dengeleri anlamak için altın değerindedir.

Bu köşede sizlere, o gün salonda ve salon dışında gördüklerimi, kulislerde duyduklarımı ve sahaya yansıyan gerçek tabloyu tüm samimiyetiyle aktarmaya çalışacağım.

Aylar öncesinden hazırlıkları başlayan ve 18 Ocak Pazar günü yapılan bu kurultay, sadece İYİ Parti açısından değil; Afyonkarahisar siyaseti ve Afyon’un Ankara’daki lobisi açısından da son derece önemliydi.

Hangi siyasi görüşten olursa olsun, bir ilin genel başkan, genel başkan yardımcısı, milletvekili, GİK üyesi çıkarması; o ilin Ankara’daki ağırlığını, sözü dinleninirliğini ve pazarlık gücünü artırır. Bu gerçeği yok sayan ya siyaseti bilmiyordur ya da görmek istemiyordur.

Salon Gerçeği: Büyük İsim, Küçük Mekân

Önce kurultayın yapıldığı mekânla başlayayım. Büyük Ankara Kongre Merkezi; mimari olarak güzel, düzenli, ulaşım açısından avantajlı bir yer. Ancak adı “büyük” olsa da büyüyen bir parti için yetersiz kaldı. Yaklaşık 3.200 kişilik salona, tahminen 5-6 bin kişi girebildi. Bunun dışında on binlerce partili kongre merkezi dışında kaldı. Bu kurultay Arena’da yapılmalıydı.

Bu tablo, tek başına şunu söylüyor: “İYİ Parti artık bu salonlara sığmıyor.”

Eğer “dolduramayız” endişesiyle böyle bir yer tercih edildiyse, bu korkunun artık çok geride kaldığını herkes görmüştür. Türkiye’nin dört bir yanından, kar kış demeden; Rize’den, Adana’dan, Mersin’den, Doğu illerinden rekor düzeyde katılım vardı.

Açık konuşayım…

Bir Afyonlu olarak kıskandım. Çünkü Afyonkarahisar, bu kalabalık ve coşku karşısında daha güçlü bir görüntü verebilirdi.

Afyonkarahisar ve Teşkilat Gerçeği

Burada özellikle bir parantez açmak zorundayım.

İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, kongreden tam 6 gün önce Ankara’ya gelmiş, Afyon adına kamp kurmuş, gece gündüz demeden lobi faaliyetleri yürütmüştür. Bunu yazarken kulaktan dolma değil, bizzat şahidi olduğum bir tabloyu aktarıyorum.

Üstelik bunu yaparken: Kendi adına, kendi koltuğu adına, kendi geleceği adına hiçbir kişisel beklenti taşımadan yaptı.

Bu noktada bazı serzenişler duydum: “Salona giremedik, fotoğraf karesine giremedik, bizim ilçeden kimse içeri alınmadı”…

Bu sitemlerin hiçbiri, sahadaki gerçek emeğin üstünü örtemez. Sorun; salona girememek değil, salona girecek kadar güçlü bir organizasyon ortaya koyamamaktır.

Organizasyonun Artıları Salon küçük olabilir ama organizasyon, ufak tefek aksaklıklar dışında başarılıydı. Dışarıya kurulan odun ateşli kamp sobaları, Sıcak çay ve çorba ikram noktaları. Otobüslerle gelen partililere kolilerle kumanya ve sandviç dağıtımı. Bunların hepsi ciddi bir planlamanın ürünüdür. Kimse aç kalmadı, kimse sahipsiz bırakılmadı.

Emniyet ve güvenlik güçleri ise son derece sağduyulu ve profesyonel davrandı. Ne sertlik vardı ne de kırıcı bir tutum.

Bir gazeteci olarak şunu net söyleyebilirim: O gün salon dışı, salon içinden daha heyecanlıydı.

Hakan Şeref Olgun: Sessiz Güç

Gelelim özel başlıklara…

Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, kongre boyunca son derece vakur, sakin ve ne yaptığını bilen bir profil çizdi. Bağırmadan, çağırmadan, poz vermeden…

Ama herkesin fark ettiği bir duruş sergiledi.

Siyasette bazen en yüksek ses, en çok bağıran değil; en sağlam duran olur. Olgun, tam olarak bunu yaptı örnek bir genel başkan yardımcısı duruşu sergiledi. Kulislerde adı konuşulan, sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen bir isimdi.

Muhammet Mısırlıoğlu: Heyecan, İnanç ve Emek

İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu ise kongrenin en heyecanlı isimlerinden biriydi.

Gözlerinden şunu okuyordum: “Keşke o kürsüde ben olsaydım, Afyon adına haykırsaydım.” Bu heyecan, makam hırsından değil; inanmışlıktan kaynaklanıyordu. Mısırlıoğlu’nun bu süreçte ortaya koyduğu emek, Afyonkarahisar teşkilatı açısından hafife alınamayacak düzeydedir.

Bu kurultay şunu net biçimde göstermiştir: İYİ Parti büyüyor, tabanı genişliyor ve sahada karşılığı olan bir enerji üretiyor. Ancak bu büyümenin illere eşit ve güçlü yansıması, teşkilatların daha fazla sahiplenmesiyle mümkün olacaktır. Afyonkarahisar için bu kurultay; bir sonuçtan çok, bir uyarı ve fırsat niteliğindedir.

İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı, yalnızca Ankara’da yapılan bir genel kurul değildir. Bu kurultay, Afyonkarahisar’ın 18 ilçesi için de açık mesajlar barındıran bir siyasi aynadır. O aynaya baktığımızda, her ilçe kendine düşen payı dürüstçe görmek zorundadır.

Bu mesaj ne bir sitemdir ne de bir suçlama. Bu mesaj, siyasetin gerçekleriyle yüzleşme çağrısıdır. “Ben Gittim” Yetmez, “Biz Geldik” Demek Gerekir

Kurultay sürecinde bazı ilçeler güçlü katılım sağlarken, bazı ilçelerin varlığı neredeyse hissedilmemiştir. Oysa siyaset bireysel fedakârlıklarla değil, kolektif duruşlarla büyür. Bir ilçenin Ankara’da görünür olması: Sadece bir otobüs kaldırmakla, Sadece birkaç isimle salonda bulunmakla, Sadece fotoğraf karesine girmekle ölçülmez.

Asıl mesele şudur: İlçe, iline ne kadar omuz verdi?

İlçe, Afyonkarahisar’ın Ankara’daki ağırlığını ne kadar artırdı?

İlçeler Şunu Bilmelidir Afyonkarahisar bir bütündür. Merkez zayıfsa il zayıflar, il zayıfsa ilçelerin sesi Ankara’da duyulmaz.

Hiçbir ilçe, “Ben kendi bölgemde iyiyim” diyerek bu tablodan ayrı tutulamaz. Çünkü Ankara siyaseti, parçayı değil bütünü dikkate alır.

18 İlçe İçin Ortak Sorumluluk

Bu kurultay şunu net şekilde göstermiştir: İl başkanlığı düzeyinde gösterilen çabanın, ilçe teşkilatları tarafından daha güçlü sahiplenilmesi gerekmektedir. İlçelere düşen görev nettir: Daha erken organize olmak, daha görünür olmak, merkez ve il başkanlığıyla daha senkronize çalışmak

Ankara’ya “biz buradayız” demekle yetinmeyip, “biz bu yükün altındayız” diyebilmektir

Küskünlükle Değil, Sorumlulukla Siyaset Olur, Kurultay sonrası dile getirilen kırgınlıklar, sitemler ve serzenişler; doğru yönetilmezse siyaseti büyütmez, küçültür. Bu nedenle 18 ilçenin tamamına düşen görev; kırılmak değil, kenetlenmektir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey: Daha fazla aidiyet. Daha fazla fedakârlık. Daha fazla “biz” duygusu

İlçe Güçlü Olursa Afyon Güçlüdür

Bu mesaj bir uyarı değil, bir hatırlatmadır. Afyonkarahisar’ın 18 ilçesi aynı hedefe yürüdüğü gün, Ankara’da bu ilin adı daha yüksek sesle anılacaktır.

Unutulmamalıdır ki; İlçeler güçlü olmadıkça il, il güçlü olmadıkça siyaset güçlü olmaz.

Sevgili okurlarım, tekrar birlikte olana kadar sağlığınıza ve insanlığınıza iyi bakın efendim.