Bir süreliğine kalemime ara vermiş, düşüncelerimi sessizliğe emanet etmiştim. Bazen insanın yeniden yazabilmesi için biraz durması, geriye çekilmesi ve yaşananlara uzaktan bakması gerekiyor.
Şimdi yeniden buradayım. Aynı şehirde, aynı insanların arasında; fakat yeni gözlemler, yeni duygular ve söyleyecek yeni sözlerle…
Bu köşede bundan sonra da hayatın içinden konuları, şehrimizin sorunlarını, insanımızın beklentilerini ve gündeme dair düşüncelerimi açık, samimi ve yapıcı bir dille paylaşmaya devam edeceğim. Kalemin gücüne, doğru sözün değerine ve fikirlerin özgürce ifade edilmesi gerektiğine inanıyorum. Kimi zaman eleştirecek, kimi zaman takdir edecek, kimi zaman da hep birlikte düşünmemiz gereken konulara dikkat çekeceğim.
Kısa bir aranın ardından yeniden buluşmanın mutluluğuyla…
YENİ MÜDÜR, ESKİ DÖNEMİN SORUNLARINI KUCAĞINDA BULACAK
Afyonkarahisar İl Millî Eğitim Müdürlüğünde yeni bir dönem başlıyor. Yozgat İl Millî Eğitim Müdürü olarak görev yapan İsmail Altınkaynak, Afyonkarahisar İl Millî Eğitim Müdürlüğü görevine getirildi. Gerçekleştirilen devir teslim töreninin ardından görevi Miraç Sünnetci’den devralan Altınkaynak, çalışmalarını bütün eğitim paydaşlarıyla iş birliği içerisinde sürdüreceğini ifade etti. Öncelikle yeni İl Millî Eğitim Müdürü İsmail Altınkaynak’a Afyonkarahisar’a hoş geldiniz diyor, görevinde başarılar diliyorum.
Ancak kendisini kolay bir görev döneminin beklemediğini de açıkça ifade etmek gerekiyor. Çünkü Altınkaynak, Afyonkarahisar’da yalnızca yeni bir makamı devralmadı. Aynı zamanda yıllardır çözüm bekleyen, zaman zaman üzeri örtülen, ertelenen veya geçici tedbirlerle yönetilmeye çalışılan pek çok sorunu da kucağında buldu.
Makam odasının kapısından içeri girdiğinde masasında yalnızca yeni projeler değil, geçmiş dönemden kalan dosyalar da olacak. Bu dosyaların içerisinde öğretmenlerin beklentileri, okul yöneticilerinin sorunları, öğrenci ve velilerin talepleri, fiziki yetersizlikler, ilçeler arasındaki imkân farklılıkları, taşımalı eğitim, okul güvenliği, akademik başarı, yönetici görevlendirmeleri ve eğitim camiasındaki iletişim problemleri bulunuyor.
YENİ MÜDÜRÜN İLK SINAVI GÜVEN OLACAK
Yeni İl Millî Eğitim Müdürünün önündeki en önemli meselelerden biri, eğitim camiasında güven duygusunu güçlendirmek olacaktır. Çünkü bir eğitim kurumunda başarı yalnızca sınav sonuçlarıyla ölçülemez. Öğretmenlerin kendisini güvende hissetmesi, okul yöneticilerinin baskı altında kalmadan görevini yapabilmesi, velilerin sorunlarını anlatabileceği bir muhatap bulabilmesi ve öğrencilerin huzurlu bir ortamda eğitim görmesi de başarının temel göstergeleridir. Yeni dönemde İl Millî Eğitim Müdürlüğünün kapıları herkese açık olmalıdır.
Öğretmenler sorunlarını anlatmak için aracı aramak zorunda kalmamalı, okul müdürleri taleplerini dile getirirken çekinmemeli, veliler kurumun kapısından geri dönmemeli, basın mensupları bilgi almak istediğinde cevapsız bırakılmamalıdır. Afyonkarahisar’ın eğitim yönetiminde ihtiyaç duyduğu anlayış; ulaşılabilir, dinleyen, araştıran ve çözüm üreten bir yönetim anlayışıdır. Yeni müdürün ilk işi makamına yerleşmek değil, eğitim camiasının güvenini kazanmak olmalıdır.
LİYAKAT VE ADALET BEKLENTİSİ
Eğitim camiasında en fazla tartışılan konuların başında okul yöneticilerinin belirlenmesi geliyor. Afyonkarahisar’da 2026 yılı yeniden yönetici görevlendirme sürecine ilişkin müdür ve müdür yardımcısı değerlendirme listeleri yakın zamanda yayımlandı. Bu süreç, yeni İl Millî Eğitim Müdürünün önünde bulunan en hassas başlıklardan biri olacaktır.
Okulları yönetecek isimlerin belirlenmesinde liyakat, mesleki tecrübe, başarı, iletişim becerisi ve adalet duygusu esas alınmalıdır. Siyasi görüş, sendika üyeliği, kişisel yakınlık veya belli çevrelerin tavsiyeleri eğitim yönetiminin belirleyici unsuru hâline gelmemelidir. Çünkü okul yöneticiliği ödüllendirme makamı değildir. Okul yöneticiliği; sorumluluk, fedakârlık, bilgi, tecrübe ve liderlik gerektiren önemli bir görevdir. Yanlış bir yönetici tercihi yalnızca bir kişiyi değil; öğretmenleri, öğrencileri, velileri ve okulun bütün çalışma düzenini etkiler.
Yeni İl Millî Eğitim Müdürü bu konuda adil ve şeffaf bir duruş sergileyebilirse eğitim camiasında önemli bir güven ortamı oluşturabilir. Ancak geçmişteki alışkanlıklar devam eder, aynı isimler ve aynı çevreler üzerinden bir yönetim anlayışı sürdürülürse değişen yalnızca makamda oturan kişi olur. Afyonkarahisar’ın beklentisi, isimlerin değişmesinden öte anlayışın değişmesidir.
MERKEZ İLE İLÇELER ARASINDAKİ FARKLAR
Afyonkarahisar yalnızca şehir merkezinden ibaret değildir. Dinar’dan Emirdağ’a, Sandıklı’dan Bolvadin’e, Şuhut’tan İhsaniye’ye, Başmakçı’dan Bayat’a kadar geniş bir coğrafyaya sahip olan kentte her ilçenin eğitim alanındaki ihtiyaçları farklıdır. Merkezdeki bir okul ile uzak bir ilçedeki veya köydeki okulun imkânları aynı değildir. Bazı okullar fiziki imkân, laboratuvar, spor alanı, sosyal faaliyet, teknolojik altyapı ve öğretmen kadrosu açısından daha avantajlı durumdayken bazı okullar en temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. Yeni İl Millî Eğitim Müdürü, görev süresinin önemli bir bölümünü makamında değil sahada geçirmelidir.
Sadece önceden hazırlanan ve her şeyin eksiksiz gösterildiği ziyaretler yapılmamalıdır. Habersiz okul ziyaretleri gerçekleştirilmeli, okul ziyaretleri öncesinde makam şoförünün dahi bilgisi olmamalıdır, öğretmenler ve öğrenciler doğrudan dinlenmeli, okulların gerçek durumu yerinde görülmelidir. Bir okulun sorununu anlamanın yolu yalnızca hazırlanan raporlara bakmak değildir. Bazen bir sınıfın soğuğu, bir öğretmenin yorgunluğu, bir öğrencinin ulaşım sıkıntısı veya bir velinin çaresizliği onlarca sayfalık rapordan daha fazla şey anlatır.
TAŞIMALI EĞİTİM YAKINDAN TAKİP EDİLMELİ
Afyonkarahisar’ın geniş coğrafi yapısı nedeniyle taşımalı eğitim büyük önem taşıyor. İl genelindeki taşımalı eğitim hizmetlerinin planlanması amacıyla ilçe millî eğitim müdürlerinin de katıldığı toplantılar gerçekleştirilmiş, öğrencilere güvenli ve kaliteli ulaşım hizmeti sunulması gerektiği vurgulanmıştı. Ancak taşımalı eğitim yalnızca öğrencilerin bir araçla okula götürülüp getirilmesi değildir.
Servis araçlarının güvenliği, sürücülerin yeterliliği, öğrencilerin araç içerisinde geçirdiği süre, kış şartları, yemek hizmetleri, güzergâhlar ve denetimler bu sistemin ayrılmaz parçalarıdır. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan öğrenciler sabahın erken saatlerinde yola çıkmakta, bazıları uzun mesafeler kat ederek okullarına ulaşmaktadır. Bu öğrencilerin güvenliği hiçbir şekilde ihmal edilmemelidir.
Servis denetimleri kâğıt üzerinde kalmamalı, araçlar ve güzergâhlar düzenli olarak kontrol edilmelidir. Taşımalı eğitim kapsamındaki yemek hizmetlerinin kalitesi de dikkatle incelenmelidir. Öğrencilere sunulan yemeklerin besleyici, sağlıklı ve hijyenik olması sağlanmalıdır. Bir öğrencinin eğitim hakkı, yaşadığı köy veya ilçe nedeniyle sınırlandırılmamalıdır.
ÖĞRETMENLERİN SESİ DUYULMALI
Eğitim sisteminin temel taşı öğretmendir. Öğretmeni huzursuz, umutsuz ve değersiz hisseden bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir. Öğretmenlerin yer değişikliği, norm kadro, görevlendirme, ders programı, nöbet, ulaşım, barınma ve çalışma ortamına ilişkin sorunları bulunmaktadır. Özellikle uzak ilçelere ve köylere görevlendirilen öğretmenlerin ulaşım ve barınma problemleri göz ardı edilmemelidir. Yeni İl Millî Eğitim Müdürü öğretmenlerle yalnızca resmî toplantılarda bir araya gelmemelidir. Öğretmenlerin düşüncelerini rahatlıkla ifade edebileceği toplantılar yapılmalı, eleştiriler tehdit olarak değil yol gösterici bir katkı olarak görülmelidir. Öğretmen konuşmaktan korkuyorsa, okul içerisindeki sorunların yöneticilere sağlıklı biçimde aktarılması mümkün değildir.
Yeni dönemde öğretmenlerin şikâyetleri nedeniyle baskı gördüğü veya farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldığı yönünde tek bir kuşkunun dahi oluşmaması gerekir. Öğretmenlerin siyasi veya sendikal tercihlerine göre ayrıştırılmadığı, herkesin eşit ve adil muamele gördüğü bir çalışma ortamı oluşturulmalıdır.
OKULLARDA GÜVENLİK ÖNCELİKLİ OLMALI
Okul güvenliği yalnızca okul girişinde görevli bulundurmakla sağlanamaz. Okul çevrelerindeki trafik yoğunluğu, yabancı kişilerin okul alanlarına girmesi, madde bağımlılığı riski, akran zorbalığı, şiddet olayları, okul servisleri ve internet üzerinden yapılan tehditler bütüncül bir şekilde değerlendirilmelidir.
Özellikle okul giriş ve çıkış saatlerinde emniyet birimleri, belediyeler, okul yönetimleri ve veliler arasında güçlü bir koordinasyon kurulmalıdır. Bazı okulların çevresinde öğrencilerin güvenliğini tehlikeye atan metruk yapılar, yoğun araç trafiği, yetersiz aydınlatma veya kontrolsüz alanlar bulunabilir. Yeni müdür, okul güvenliği konusunda yalnızca olay yaşandıktan sonra açıklama yapan değil, olay yaşanmadan önce tedbir alan bir yönetim anlayışı ortaya koymalıdır.
Akran zorbalığı da önemle ele alınması gereken konulardan biridir. Öğrenciler arasında yaşanan fiziksel ve psikolojik şiddet olayları “çocuklar arasında olur” denilerek geçiştirilmemelidir. Rehber öğretmenler, okul yönetimleri ve aileler arasında etkili bir iletişim ağı kurulmalıdır.
DEPREM DAYANIKLILIĞI VE OKULLARIN FİZİKİ DURUMU
Afyonkarahisar deprem gerçeğinin bulunduğu illerden biridir. Bu nedenle okul binalarının depreme dayanıklılığı konusunda hiçbir tereddüt bırakılmamalıdır. Hangi okulun güçlendirmeye ihtiyaç duyduğu, hangi binanın ekonomik ömrünü tamamladığı, hangi okulda bakım ve onarım yapılması gerektiği açıkça belirlenmelidir. Velilerin çocuklarını gönderdiği okul binasının güvenli olup olmadığı konusunda soru işareti yaşamaması gerekir.
Okullardaki tuvaletlerin temizliği, sınıfların ısınması, çatıların durumu, yangın merdivenleri, elektrik tesisatları, engelli öğrencilerin erişimi ve spor alanları da düzenli biçimde denetlenmelidir. Sadece şehir merkezindeki göz önünde bulunan okullara değil, ilçelerdeki ve köylerdeki okullara da aynı hassasiyet gösterilmelidir.
Bir okulun boyanması veya dış cephesinin yenilenmesi, o okulun bütün sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmez. Önemli olan öğrencilerin güvenli, temiz, sağlıklı ve çağın gereklerine uygun ortamlarda eğitim görmesidir.
AKADEMİK BAŞARI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Afyonkarahisar’ın eğitimdeki başarısı yalnızca sınavlarda dereceye giren birkaç öğrenci üzerinden değerlendirilmemelidir. Elbette LGS ve YKS başarıları önemlidir. Başarılı öğrenciler ve onları yetiştiren öğretmenler desteklenmelidir. Ancak eğitim sistemi yalnızca sınav başarısından ibaret değildir. Spor, sanat, müzik, edebiyat, bilim, teknoloji ve mesleki eğitim alanlarında da öğrencilerin gelişimine imkân sağlanmalıdır. Her öğrencinin yeteneği farklıdır.
Bir öğrenci matematikte başarılı olurken başka bir öğrenci sporda, müzikte, resimde veya mesleki bir alanda başarılı olabilir. Eğitim yöneticilerinin görevi öğrencileri tek bir kalıba sokmak değil, onların yeteneklerini ortaya çıkarmaktır. Yeni dönemde sosyal ve kültürel faaliyetler artırılmalı, öğrenciler yalnızca sınava hazırlanan bireyler olarak görülmemelidir. Çocukların psikolojik, sosyal ve duygusal gelişimleri de en az akademik başarı kadar önemsenmelidir.
MESLEKİ EĞİTİM VE SANAYİ İŞ BİRLİĞİ
Afyonkarahisar’da sanayi, mermercilik, tarım, hayvancılık, turizm, gıda ve hizmet sektörleri önemli bir istihdam alanı oluşturuyor. Bu nedenle mesleki eğitimin kentin ekonomik yapısıyla uyumlu hâle getirilmesi gerekiyor. Meslek liselerinde eğitim alan öğrenciler yalnızca diploma sahibi yapılmamalı, mezun olduklarında iş bulabilecek bilgi ve becerilerle yetiştirilmelidir.
Organize sanayi bölgeleri, işletmeler, meslek odaları ve eğitim kurumları arasında güçlü bir iş birliği kurulmalıdır. Öğrencilerin staj süreçleri yakından takip edilmeli, staj adı altında öğrencilerin ucuz iş gücü olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. Afyonkarahisar’ın ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü ile meslek liselerindeki eğitim programları arasında doğru bir bağ kurulabilirse hem genç işsizliği azalır hem de sanayicinin eleman ihtiyacına çözüm üretilebilir.
ÖZEL EĞİTİM ÖĞRENCİLERİ UNUTULMAMALI
Özel gereksinimli öğrenciler ve aileleri de yeni dönemin öncelikli başlıklarından biri olmalıdır. Bu öğrencilerin eğitime erişimi, uygun sınıflarda eğitim görmesi, rehberlik hizmetlerinden yararlanması ve sosyal hayata katılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Özel eğitim öğretmenlerinin ve yardımcı personelin ihtiyaçları belirlenmeli, ailelerin yaşadığı sorunlar doğrudan dinlenmelidir. Bir şehirde eğitimin kalitesi, yalnızca en başarılı öğrencilere sunduğu imkânlarla değil, desteğe en fazla ihtiyaç duyan çocuklara nasıl sahip çıktığıyla da ölçülür.
ÖĞRENCİLERİN RUH SAĞLIĞI VE BAĞIMLILIKLA MÜCADELE
Çocuklar ve gençler sınav kaygısı, gelecek endişesi, aile içi sorunlar, ekonomik sıkıntılar, sosyal medya baskısı ve akran zorbalığı gibi birçok problemle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Rehber öğretmeni bulunmayan veya yetersiz sayıda rehber öğretmenin görev yaptığı okulların ihtiyaçları giderilmelidir. Madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı, sanal bahis, şiddet içerikli dijital ortamlar ve sosyal medya üzerinden yapılan zorbalıklar konusunda öğrenciler ile ailelere yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.
Ancak bu çalışmalar yalnızca broşür dağıtmak veya yılda bir kez seminer düzenlemekle sınırlı kalmamalıdır. Sorun yaşayan öğrenciler erken dönemde tespit edilmeli ve uzman desteğine yönlendirilmelidir.
VELİLER MUHATAP BULABİLMELİ
Veliler eğitim sisteminin dışındaki insanlar değildir. Eğitimin en önemli paydaşlarından biridir. Çocuğuyla ilgili sorun yaşayan bir veli okul yönetimine veya İl Millî Eğitim Müdürlüğüne ulaştığında ciddiye alınmalıdır. Elbette her veli talebi doğru veya uygulanabilir olmayabilir. Ancak her veli dinlenmeyi ve kendisine açıklama yapılmasını hak eder.
Şikâyetlerin görmezden gelindiği, dilekçelerin cevapsız bırakıldığı veya vatandaşların kurumlar arasında dolaştırıldığı bir yönetim anlayışı kabul edilemez. Yeni İl Millî Eğitim Müdürü, velilerin şikâyet ve taleplerini takip edecek etkili bir mekanizma kurmalıdır. Sorunların yalnızca resmî yazışmalarla değil, yerinde incelemelerle çözülmesi sağlanmalıdır.
BASINLA VE KAMUOYUYLA ŞEFFAF İLETİŞİM
İl Millî Eğitim Müdürlüğü toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir kamu kurumudur. Bu nedenle yapılan çalışmaların, alınan kararların ve ortaya çıkan sorunların kamuoyuyla açık bir şekilde paylaşılması gerekir. Başarılar kamuoyuna duyurulurken sorunlar gizlenmemelidir.
Basın yalnızca törenlere çağrılan veya yapılan projeleri duyuran bir araç olarak görülmemelidir. Yerel basının gündeme getirdiği sorunlar dikkatle incelenmeli, doğru olan eleştirilerden yararlanılmalıdır. Eleştiren gazetecileri veya vatandaşları karşı cephede görmek yerine, eleştirileri kurumun eksiklerini görme fırsatı olarak değerlendiren bir anlayış benimsenmelidir. Şeffaflık kuruma zarar vermez; aksine güven kazandırır.
PROTOKOL ZİYARETLERİ DEĞİL, SAHA ÇALIŞMALARI ÖNE ÇIKMALI
Türkiye’de göreve yeni başlayan yöneticilerin ilk günleri genellikle hayırlı olsun ziyaretleriyle geçer. Elbette kurumlar arası iletişim ve nezaket ziyaretleri önemlidir. Ancak Afyonkarahisar’ın eğitim sorunları yalnızca protokol ziyaretleriyle çözülemez. Yeni İl Millî Eğitim Müdürünün başarısı, kaç ziyaret kabul ettiğiyle veya kaç fotoğraf paylaştığıyla ölçülmemelidir.
Başarı;
Öğretmenin derse huzurla girmesiyle,
Öğrencinin okula güvenle ulaşmasıyla,
Velinin sorununa muhatap bulmasıyla,
İlçelerdeki okulların eksiklerinin giderilmesiyle,
Yönetici görevlendirmelerinde adaletin sağlanmasıyla,
Başarısız öğrencilerin de eğitim sistemine kazandırılmasıyla,
Özel gereksinimli çocukların unutulmamasıyla ölçülmelidir.
Sosyal medya paylaşımları elbette yapılabilir. Ancak sosyal medya, gerçek çalışmaların önüne geçmemelidir. Fotoğraflarda kusursuz görünen bir eğitim sisteminin arka planında çözüm bekleyen sorunlar varsa, yapılan paylaşımların kamuoyu açısından fazla bir anlamı olmayacaktır.
ESKİ DÖNEMİN DOSYALARI MASAYA YATIRILMALI
Yeni İl Millî Eğitim Müdürünün önünde önemli bir fırsat bulunuyor. Geçmiş dönemde alınmış kararlar, yapılan görevlendirmeler, devam eden projeler, sonuçlandırılmamış soruşturmalar ve çözüm bekleyen şikâyet dosyaları tarafsız bir şekilde incelenmelidir. Ancak burada amaç geçmişle kavga etmek olmamalıdır. Doğru yapılan çalışmalar devam ettirilmeli, eksik veya yanlış uygulamalar ise düzeltilmelidir.
Devlet yönetiminde devamlılık esastır. Fakat devamlılık, yanlışların aynen sürdürülmesi anlamına gelmez. Yeni yönetim, eski dönemin bütün uygulamalarını sorgulamadan devam ettirirse yeni bir dönemden söz etmek mümkün olmaz. Aynı şekilde yalnızca eski yönetimi suçlayarak da başarı sağlanamaz. Asıl yapılması gereken; sorunları doğru tespit etmek, sorumluluk almaktan kaçınmamak ve çözüm için somut bir takvim ortaya koymaktır.
AFYONKARAHİSAR’IN BEKLENTİSİ AÇIK
Afyonkarahisar eğitim camiası yeni İl Millî Eğitim Müdüründen mucize beklemiyor. Ancak adalet, liyakat, şeffaflık, ulaşılabilirlik ve samimiyet bekliyor. Öğretmenler değer görmek istiyor. Öğrenciler güvenli ve nitelikli eğitim almak istiyor. Veliler muhatap bulmak istiyor. Okul yöneticileri adil bir çalışma düzeni istiyor. İlçeler, merkezdeki okullarla aynı imkânlara kavuşmak istiyor. Kamuoyu ise sorunların üzerinin örtülmediği, başarıların abartılmadığı ve eksiklerin açıkça kabul edildiği bir yönetim anlayışı görmek istiyor.
Yeni İl Millî Eğitim Müdürü İsmail Altınkaynak’ın görevi kolay olmayacak. Çünkü Afyonkarahisar’da eğitim alanında çözüm bekleyen sorunlar, makam koltuğuna oturan kişiden daha eskidir. Altınkaynak ya geçmişten kalan sorunların etrafından dolaşacak ya da bu sorunların üzerine cesaretle giderek Afyonkarahisar eğitiminde yeni bir sayfa açacaktır.
Kendisinden beklenen, mevcut düzeni yalnızca yönetmesi değil, ihtiyaç duyulan değişimi gerçekleştirmesidir. Yeni müdürün başarıya ulaşması yalnızca kendisi için değil; binlerce öğretmen, öğrenci ve veli için önemlidir. Bu nedenle yeni döneme iyi niyetle yaklaşırken, eğitim alanındaki sorunların takipçisi olmak da kamuoyunun görevidir.
İsmail Altınkaynak’a yeni görevinde başarılar diliyoruz.
Fakat kendisine daha ilk günden önemli bir gerçeği de hatırlatmak gerekiyor: Devraldığı makam yeni olabilir, ancak karşısında duran sorunların büyük bölümü eski. Şimdi Afyonkarahisar, bu sorunların üzerinin yeniden örtülmesini değil, tek tek çözüme kavuşturulmasını bekliyor. Çünkü eğitimde ertelenen her sorun, bir çocuğun geleceğinden kaybedilen zamandır.