Nereden başlanır bilemiyorum!

Bir anne yaklaşık bir haftadır evladıyla ilgili, Mavi Hastane olarak bilinen Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversite Hastanesinde doktorların vereceği “İyi” bir haberi bekliyor.

Kim bilir en son ne zaman boğazından bir lokma geçti?

Hayatının baharında henüz 16 yaşında bir genç şu anda üniversite hastanesinde yaşam mücadelesi veriyor.

Bir hafta kadar önce Yeni Sanayi yolu olarak bilinen servis yolunda tek derdi bir yerden bir yere gitmek olan hayatının baharındaki bu kardeşimize bir dolmuşun çarptığını öğrendim.

Madem derdimiz kamu yararı, bu köşe yazısını yazmak benim en asli görevim.

Keşke elimden yazmaktan başka yaptırımsal anlamda şeyler de gelse…

Genç evladımıza vuran dolmuşla ilgili çok ciddi bir iddia var ortada.

Vuran kişinin hattın gerçek sahibi olmadığı ifade ediliyor.

Kim bilir belki de kıraathanede kağıt oyunu oynamak gibi önemli işleri olduğu için bir başkasına vermiştir seferi.

Bilemiyoruz.

Zaman ilerlesin göreceğiz, öğreneceğiz. Ve öğrendiğimizde sizlerin de haberi olacak.

Şimdi dolmuş hattının gerçek sahibinin yerine bakan bu arkadaşın yolcu taşımak için SRC belgesi var mı?

Ehliyeti ne durumda?

Sigortası saatlik, günlük ya da aylık olarak yatıyor mu?

Psikoteknik belgesi var mı?

Muvaffakatnamesi  bulunuyor mu?

Araç kullanırken hayati öneme sahip göz sağlığı ne durumda?

Bu sorulara cevap arıyoruz!

Evet biliyorum mazot çok pahalı…

Evet biliyorum dolmuşçu esnafının işi çok zor!

Ama inanın insan hayatı hepsinin ötesinde…

***

Bir başka kara düzenden daha bahsedeceğim!

Aman canım biliyorsunuz işte!

Afyonkarahisar’da hala kara düzen ilerleyen, insan hakları ve hukuka rağmen hatır ve gönül güdülen bir tek belediye var zaten!

Neresi mi?

Neresi olacak tabi ki Bolvadin Belediyesi…

Size konuyla alakasız bir bilgi daha vereyim mi?

Belki diz falan dövmek isteyenler olabilir aramızda…

Belediye meclis üyelerinin akrabay-ı taallukatı Bolvadin Belediyesine yerleştirildi seçime beş kala.

Bu bilgi de şurada dursun!

Konumuza dönecek olursak…

Geçtiğimiz gün gazetede işimi bitirip eve doğru çıkmışken tam trafiğin ortasında telefonum çaldı.

Arayan Abdullah Sarısoy isimli Bolvadinli bir hemşehrimdi.

İsim veriyorum çünkü özellikle isim vermemi kendisi istedi. Aksi olsaydı zaten o isim benimle birlikte mezara giderdi.

O an trafikte olduğum için kendisini beş dakika sonra arayacağımı ifade ederek görüşmeyi sonlandırdım.

Henüz Ambaryolunu geçmemiştim!

Aa durun! Ben size konumumu net anlamanız için daha net bir bilgi vereyim.

Hani bu şehrin göbeğinde yer alan alışveriş merkezi var ya! Hah onun arkasında bir de plaza var. Hatta bir iddiaya göre Bolvadin Belediye Başkanı Fatih Bey’in de orada taşınmazı olduğu falan söyleniyor.

Hah işte orayı henüz geçmemiştim.

Arabamı aceleyle park edip, kontağı kapattım.

Gözüme ilk kestirdiğim dükkana girerek bir görüşme yapacağımı bir kalem, bir kağıt, bir de masayı kullanıp kullanamayacağımı sordum.

Afyonkarahisar’da meslekten kaynaklı ciddi bir tanınırlığım olduğu için işletme sahibi, “Tabi Ali Bey lütfen buyurun” diyerek şahsımı onore etti.

Beni arayan numarayı tekrar aradığımda, duyacaklarım karşısında bu kadar şaşıracağımı hiç düşünmemiştim.

Elbette bundan sonra anlatacaklarım konuştuğum kişinin iddiaları… Ama bu iddialar doğruysa bir dönem hafızlık eğitimi alan Fatih Kayacan’ın kul hakkı noktasında bu kadar ileri gidebileceğini düşünemezdim.

Yine söylüyorum iddialar doğruysa…

Aslı yoksa zaten bir problem yok, onu da belirtelim ki amacımız bağcıyı dövmek değil.

Abdullah Sarısoy hikayeye en başından başladı.

97-98 yıllarında Bolvadin Belediyesinde kadrolu olarak işe başladığını ve işe başlar başlamaz Hizmet-İş sendikasına üye olduğunu belirtti.

Sendikaların birçoğu günümüzde siyaset rüzgarına göre rotasını çizen bana göre gerekliliğini ve önemini yitirmiş sivil toplum kuruluşları.

Elbette hepsi için bu genellemeyi yapmıyorum.

2017 yılına kadar bu sendikanın üyelerine tanımış olduğu bir burs olduğunu söyledi Abdullah Sarısoy.

Bu burs ile eğer sendika üyesi çalışanın üniversiteye giden evladı varsa ona maddi olarak destek sağlıyor.

Ne kadar güzel!

Güzel olmasına güzel fakat Bolvadin Belediye Başkanı Fatih Kayacan’ın bu bursu çalışan dokuz kişiye kullandırdığı fakat; Abdullah Sarısoy’a (3250 TL) yüksek maaş aldığı gerekçesiyle kullandırmadığını belirtti.

Şimdi tam bu noktada Abdullah Sarısoy diyor ki…

“Ben maaş bordrolarımı paylaşmaya hazırım, Fatih Kayacan’ın gerekçe gösterdiği rakamı almıyordum. İspatlayabilirim”

Bunun üzerine Abdullah Sarısoy anlık öfkeyle sosyal medya hesabı üzerinden anayasanın kendisine 25. maddede tanıdığı eleştiri hakkını kullanarak paylaşım yapıyor.

Vay efendim sen misin eleştiren!

Fatih Bey eleştiriye ne kadar açık bir insan bilemiyorum tabi.

İddianın devamını okuyup siz karar verin kendi iç aleminizde.

Tüm bunlar olduğunda Abdullah Sarısoy, mezarlıkta görevli olduğunu ve ertesi gün işe geldiğinde 11 zabıtanın araçlarla gelerek kendisini başkanın görmek istediğini, alıp götüreceklerini ifade etmişler.

Dönemin zabıta müdürü kim bilin bakalım?

Hıhı evet tabiki Murat Konya!

Murat Bey bir garip belediye personelini 11 zabıtayla neden aldırır ki?

Zira kendisi müdür olduğu için emri kendisi vermiştir herhalde!

Yok, eğer emri kendisi vermediyse de bu zabıtanın aymazlığıdır.

Benim tam da bu noktada bir küçük fikrim var ama…

Beyan etsem mi etmesem mi bilemedim.

Ben de burada anayasanın bana 25. maddede tanıdığı serbestiyetliği kullanayım.

Murat Bey fazlaca federal içerikli yabancı film izliyor galiba!

Ona bu noktada tavsiyemizi yineleyelim.

Belediye, kışla değildir. Siz de rütbeli değilsiniz. Vatandaşlar sizin emir erleriniz değildir. Siz vatandaşların kanuna uygun emirlerini ve isteklerini seve seve uygulamak zorundasınız!

İddianın devamında apar topar makama getirilen Abdullah Sarısoy’un sosyal medya paylaşımına çok kızan Fatih Kayacan makamında kendisine yönelik olarak, “Bedevi, hadsiz, ukala” minvalinde cümleler kullandığını söyledi.

Bilin bakalım ertesi gün Abdullah Sarısoy, mezarlıktan alınıp nereye veriliyor?

Tabi ki kanalizasyona…

Güncel adıyla SU-KA’ya!

Burada bir süre çalışan Abdullah Sarısoy’un direncini kıramayacaklarını anlayan Kayacan ve avaneleri 2 ay sonrasında ise kendisini “park-bahçelere” veriyorlar.

Park bahçelerde bir müdür var ki…

Meşhur müdür fıkrasının ete kemiğe bürünmüş hali…

Veysel Kupal!

Bu arkadaş kraldan daha çok kralcı birisi olarak çevresinde tanınıyor.

Abdullah Sarısoy’un ifadesine göre park bahçelere geçer geçmez Veysel Efendi'nin verdiği ilk emir “Yemeğe gitmeden, çay molası vermeden Horan Parkı’nda çim biçme makinesiyle bütün çimler biçilecek”

Vay aslan parçası vay!

Vay Veysel Efendi vay!

Veysel’e bak sen hele.

Soluksuz çalıştıracaksın madem salonu da mutfağa katsın mı Veysel’im?

Veysel ile alakalı gazeteci olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Dosya haberciliği kapsamında Veysel Kupal ile alakalı ayrı bir dosya açacağım.

Şimdilik şöyle kenarda bekleyedursun!

Aç kapıyı Veysel Efendi diyeceğimiz günler gelecektir…

O dönem bir personelin sadece işinin Abdullah Sarısoy’un her anını kameraya kaydedip Fatih Bey’e iletmek olduğu da iddianın ne derece vahim boyutta olduğunu gözler önüne seriyor.

Daha evvel hayatında hiç çim biçme makinesi kullanmamış olan Abdullah Sarısoy aynı zamanda 93 gazisi olduğunu da belirtti. Bu makine o adama zarar verseydi bunun vebalini kim ödeyecekti Veysel Kupal?

Elbette her çalışanın olduğu gibi Abdullah Sarısoy’un da emeklilik vakti gelince başta Veysel Kupal olmak üzere Mevlüt Sağdıç, Yazı işleri personeli Ahmet Ayar ve dönemin Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan Güven Kara’nın kendisine emeklilik dilimini bahane ederek emekli olmaya zorladıkları yönünde bilgi edindik.

Dipnot: Güven Kara ile ilgili yarınki yazımda gündeme bomba gibi düşecek bilgileri ayrıca vereceğim.

Ne güzel belediye be!

Ne güzel belediye be!

Bu iddiaya yönelik izin verirseniz rahmetli Neşet Ertaş ile bir cevap vermek istiyorum!

“La sağa ne!”

“La size ne!”

Öyle ya Belediye encümenlerinin akrabayı taallukatları için yer açılması lazım değil mi?

Birileri gitsin ki birileri gelebilsin!

Belediye meclis üyesi akrabası olup da işe girenler; bankamatiğe her gittiğinizde bu yazım içinize öyle bir otursun ki, ehillerin yerlerine girdiğiniz o mazlumların bedduaları ebed müddet üzerinize olsun!

Ha bir de zorla emekli edilenlerin varlığından söz ediliyor.

Abdullah Sarısoy bu konuyla ilgili zorla emekli eden başkaları da olduğu ancak ikramiyeleri parça parça aldıkları için konuşamadıklarını ifade etti.

Bu konuda basit bir araştırma yaptığımda emekli olmayacağını söyleyen Fatih Çeliktaş’ın bulunduğu görevden alınarak temizlik işlerine verildiği gerçeğine ulaştım.

Ayrıca Abdullah Sarısoy, Fatih Kayacan’ın makamda kalsa da kalmasa da ikramiyesini ödetmeyeceğini söylemesi/söyletmesi üzerine konuyu yargıya taşıdığını da ifade etti.

Sayın Kayacan bu iddia doğruysa size tavsiyem ivedilikle ikramiyeleri son kuruşuna kadar ödemeniz olacaktır. Aksi halde başka Abdullah Sarısoy’ların hikayelerini köşemde yazmaktan çekinmeyeceğimi bilmenizi isterim.

Hukuk herkesin ve her şeyin üstündedir.

Hatta Fatih Kayacan’ın bile…

İddialar böyleyse, Sayın Kayacan “Bi yeter İnşallah”